Doğu’nun Armağanı

Çocukluk yıllarımdan aklımda kalan notlardan biri, yumurtanın her hafta zamlanması ve ‘yumurta altın kıymetinde’ şeklinde haberlerin olduğu gazetelerdi. Bildiğimiz yumurta ile altın sadece masallarda bir araya gelmiyordu o yıllarda. Tıpkı Ortaçağ Avrupa’sında baharatın ‘lüks’ tüketimde yer alması gibi. Boşuna değil Uzak Asya’ya kadar uzanan bir ‘Baharat Yolu’ kavramının varlığı. Hattâ, Coğrafî Keşifler’in sebepleri arasında bile baharatın yer alması kimseyi şaşırtmamalı. Baharat dediğimizde, aklınıza sadece kara biber, pul biber gelmesin! Hoş kokulu bitkiler, tatlandırıcılar, egzotik topraklardan gelen şifalı bitkilerden de söz ediyoruz… Peki Avrupalı zenginler ve saray halkı neden bu kadar düşkündü bu büyülü bitkilere? Ona ulaşmak için neler yaptılar? Baharata ulaşmak uğruna dünyayı nasıl değiştirdiler? Yale Üniversitesi profesörlerinden Paul Freedman, Doğu’nun Armağanı isimli incelemesinde baharatın dünyanın bir ucundan diğerine yolculuğunu anlatıyor. Aynı zamanda bu lüks tüketim maddelerinin iktidarda olduğu büyülü zamanları aktarıyor Freedman. Koca Marko Polo’yu da var eden biraz bu lüks zevkler değil miydi? Moğol, Çin, Türk tüccarların piyasaları belirlediği yüzyılın Avrupa’daki etkisini okurken çok şaşıracaksınız.

[Doğu’nun Armağanı / Paul Freedman / Çev.: İmge Tan / Everest Yayınları / İnceleme - Araştırma]

posted : Tuesday, January 10th, 2012