Bu sene tarihi romanlar ve tarih kitapları için pek bereketli bir yıl oldu. Televizyonlarda yayınlanan dizinin etkisini gözardı etmeden bunun olumlu yanlarına değinmek gerekiyor sanırım. Zira evvelâ Kanûnî döneminin yaşayışı üzerine, cariyeler üzerine birçok kitap yayımlandı. Diziden hareketle dönemin sosyal yaşantısını tartışan tarihçiler ise meraklı okurları doğru kaynaklara yönlendirdiler. İşte bu doğru kaynaklardan birisi daha, ama tek bir farkla. Necdet öztürk’ün kaleme aldığı Osmanlı Sosyal Hayatı Fatih, Kanûnî, Yavuz gibi ‘şanlı’ dönemi değil, nispeten kuruluş yıllarını ve sonrasını ele alıyor. 14 ve 15’inci yüzyıllarda Osmanlı’daki sosyal yaşantıyı incelemiş Öztürk. Osman, Orhan, Murat, Bayezid gibi kurucu padişahlar döneminin sosyal detaylarını aktarıyor bizlere. Örneğin, Osman Bey öldükten sonra ardında kalanlar öyle sandığınız gibi yakutlar, zümrütler değil bir kaşıklık, bir heybe, bir kaftan, bir tuzluk ve maşrapadan ibaretmiş. Kuruluşa uygun derviş meşrep tutum bu olsa gerek. Dönemin sofralarında neler vardı? Yine aynı tokgözlülük meraklılarını hayretler içinde bırakacak gibi görünüyor. Gündelik hayatın yanında inanışlar, kerametler, efsaneler, afetler ve yer adlarını da ikinci bölümünde detaylandırıyor Öztürk. Muhteşem yüzyıla giden yolu öğrenmek için biçilmiş kaftan.
[Osmanlı Sosyal Hayatı / Necdet Öztürk / Yitik Hazine Yayınları / Tarih]