Evvel zaman içinde, İngiltere’nin çok katlı binalarından birinin bodrum katında Paul isminde bir çocuk yaşarmış. Paul, günlerden bir gün gökyüzüne dokunmak istemiş ve binanın son katına kadar çıkmış. Afacan Paul, bazen de Ay’ın Ay değil, gökyüzünde bir delik olduğunu düşünüyormuş. Aslında bunu bir kuram gibi söylemiyormuş, öylesine çıkmış ağzından ama insanlar duymuş bir kere onun isteğini. Bu olağanüstü arkadaş canlısı çocuğun sıradışı isteğinin gerçekleşmesi için herkes seferber olmuş. Göğe uzattıkları yükser bir merdivenle Ay’a kadar çıkıp ona dokunmasına yardım etmiş herkes. Gerçekten de Ay, Ay değil bir delikmiş. Hem de içinde birçok sır barındıran bir delik. Başta annesi biraz endişelense de Paul’e asla bir şey olmamış. Dostu Benjamin’in de söylediği gibi; “böyle fikirleri olan bir çocuk asla düşmez.” David Almond, Ay’a Tırmanan Çocuk’la müthiş bir modern masal yazmış aslında. Öyle ki, Ay’a dokunmak isteyen Paul sayesinde ‘insan’ olmanın, hoşgörülü olmanın, dostluğun, yardımlaşmanın , paylaşmanın ne kadar güzel ve önemli olduğunu anlıyoruz tekrar. Haliyle herkes Paul gibi düşünse ve öyle davransa gerçekten bu dünyada kimse düşmeyecektir. Ola ki düşen birileri denk gelirse ona tez vakitte bir yardım eli uzandığını da görürüz demektir. Bunlar Ay’a dokunmak kadar zor olmasa gerek.
[Ay’a Tırmanan Çocuk / David Almond / Çev.: Mine Kazmaoğlu / Günışığı Kitaplığı / Çocuk]