90’lar Kitabı - Çocuk mu Genç mi?

Sizi bilemem ama, 2000’lerde bana en sıkıntı veren şey 80’lerin fütursuzca öne çıkarılmasıydı. Öyle ki her gece kulübünde ‘altın’ yıllar(!) gibi lanse edilip, büyük çoğunluğu kötü olan müzikleri tekrar tekrar çalarak insanların ‘eski olan güzeldir’ sloganı kabak tadı vermişti. Tam kurtulduk diyorken kimi sosyal paylaşım sitelerinde “80’lerde çocuk olmak” başlığı altında onlarca, yüzlerce madde sıralanıyordu. Buradan söylemek gerekir ki, 80’ler sonun başlangıcıydı bir nevi… 80’lerin başı itibariyle John Lennon öldürüldü, Bob Marley öldü, John Bonham öldüğü için Led-Zeppelin dağıldı… Liste daha da uzatılabilir. 80’lerde anlattıklarımızın büyük çoğunluğu yıllar sonra çocukluk yıllarımızdan aklımızda kalanlardı. Yani herkesin alay ettiği vatkalara 80’lerde kaç kişi eleştiri getiriyordu, orası şüpheli. Dahası 80’lerde diye hatırladığımız birçok şey aslında 90’larda cereyan ediyordu ki birçoğumuzun çocuk, diğerlerinin şuursuz genç / ergen olduğu döneme tekabül eder 90’lar ve bugünden geriye dönüp baktığımızda aldanmamız çok olağandır!

Kadir Aydemir’in hazırladığı ve 90’lara çocuk/ergen/yetişkin yaşlarında tanıklık eden onlarca yazarın kendi 90’larını yazdığı “90’lar Kitabı - Çocuk mu Genç mi?” farklı duyguları bir arada yaşamamızı sağlıyor. Küresel ölçekte bakarsak, Berlin Duvarı’nın yıkılması ile dünyada soğuk savaş resmen bitmişken, burnumuzun dibindeki Körfez Savaşı, adeta bir spor müsabakası gibi ‘naklen’ yayınlanıyordu. Gündüz Lazer marka cikletlerden çıkan otomobil, uçak, tank resimlerini biriktiren çocuklar akşam onların gerçeklerini haberlerde gece görüşlü kameralardan izliyordu. SSCB yıkılmış ve haritalar tamamen değişmişti. Bosna’da, izi onlarca yıl silinmeyecek insanlık dramı yaşanıyordu. Bizler ise hâlâ Hugo ve Tolga Abi ile eğleniyor ve giyeceğimiz pantolonun markasının ne kadar önemli olduğunu dile getiriyorduk en büyük isyanımız olarak. Arka mahallemizde birbiri ardına faili meçhul cinayetler işlenirken, Sivas’ta onlarca aydın diri diri yakılırken bizler Kurt Cobain’e ağlıyorduk. O yıllarda gayet normal tabi. 20 yıl sonra 90’ların anlatıldığı yazılarda, sadece Hugo’yu anlatıp bunları es geçmek elbette olmayacaktır. Örneğin Susurluk Kazası’ndan sonra gerçekleştirilen 1 dakika karanlık eylemini, eğlenceli olarak ananlar olduğu kadar meselenin vahametini hatırlayanlar da vardır.

Şöyle bir baktığımızda 90’lar için ‘biz büyürken kirliydi dünya’ demek yanlış olmaz. Ancak, yaşanan onlarca olaya rağmen, sadece Hugo’dan, Tolga Abi’den, metal müzikten dem vurup, aynı yazıda diğer taraftan nelerin yaşandığını hatırlamamak, biraz sıkıntılı geliyor. Örneğin 900’lü hatların yarattığı furya ve sonrasında sebep olduğu birçok aile dramını es geçmek veyahut Siyaset Meydanı gibi bir programı (öyle veya böyle Türk entelektüelini tanıtan başat programlardan birisidir) anılmadan 90’lar kitabı yarım kalacaktır…

90’lar aslında ülkece hafızamızı yitirdiğimiz yılların başlangıcıdır. Onlarca yazardan birkaçı bugüne tesir eden kimi olayları yazmasa, kitabı yıllar sonra okuyanlar, 90’larda hiçbir şey yaşanmamış sanacak neredeyse. Genel olarak iyi bir proje olduğu kadar, hafızamıza nelerin kazındığı açısından da dikkat çekici bir kitap. Ancak bu kitap üzerinden bakıp, ileriki yıllarda yapılacak 2000’ler-2010’lar kitaplarında yazılacak yazılar beni şimdiden kara kara düşündürüyor.

[90’lar Kitabı - Çocuk mu Genç mi? / Haz.: Kadir Aydemir / Yitik Ülke Yayınları / Popüler Kültür]

posted : Monday, January 23rd, 2012