Susam Sokağı’ndaki ‘Minik Kuş’u hatırlamayan yoktur. Gözalıcı tüyleri, kocaman vücudu ve bir insan gibi konuşmasıyla en sevdiğimiz kuşlar arasındadır. Ona bir tane daha ekleyeceksiniz, adı Minik Kiş! Kuş değil, Kiş. Çünkü bazı harfleri söyleyemediği için, onu büyüten anne ve babası ona bu ismi veriyor. İsmini rahat söyleyebilsin diye… En iyisi konusunu özetlemeli kısaca; bir kuş sever olan Warre kimi zaman elinde dürbünüyle doğadaki kuşları gözlemlemeye çıkan bir adamdır. Birgün çalılıkların dibinde bir ses duyar ve daha önce hiç görmediği bir kuş yavrusu görür. Bir insanı andırsa da, kanatlı bir çocuğa benzer, vücudu da tüylerle kaplıdır. Onu alıp evine getirir ve eşi Tine ile beraber ona önce bir ad, sonra kalacak yer verirler. Ancak birgün Minik Kiş kanatlanır ve kayıplara karışır, üstelik bir veda bile etmeden! Tine ve Warre onu aramaya koyulurlar. Tekrar kavuştuklarında Minik Kiş’in yine gideceğinden emindirler, ancak bu kez veda edecektir. Joke van Leeuwen aslında bir masal gibi kaleme aldığı Cik! isimli kitabında biraz da ‘doyamadan’ bizden ayrılan, hayata veda eden, dostlarımızı, akrabalarımızı, sevdiklerimizi anlatıyor. Bazılarına biraz hüzünlü bir masal gibi gelse de, eğlenceli dili ve çizimleriyle yüzümüzü güldürüyor Cik!
[Cik! / Joke van Leeuwen / Çev.: Burak Sengir / Hayy Kitap / Çocuk]