Şahan Gökbakar’ın televizyondaki tiplemelerinden Sinan Sağıroğlu’nu hatırladım, Schopenhauer’in Eristik Diyalektik isimli kitabını okurken. Kendisi Eristik Diyalektik’i ‘Haklı Çıkma Sanatı’ olarak özetliyor. Aristoteles’in diyalektiği üzerine derinlemesine düşünüp üzerine yeni çıkarımlar yapan Schopenhauer, tartışmada her zaman haklı çıkmanın yollarını/hilelerini madde madde anlatıyor bizlere. Sinan Sağıroğlu anımsatması da bundandı zaten. “Güneş girmeyen eve doktor girer” veya “insanın en iyi dostu köpek midir?”, “sanatçı nedir” tartışmalarında nasıl arsızca haklı çıktığını hatırlarsınız. Schopenhauer bunun eristik diyalektik içerisindeki bağlamlarını ele alıyor tek tek. Açıkçası bize diyor ki, çirkefleşin, bel altı vurun, saldırgan olun, konuyu genelleştirip tribünlere oynayın, içinden çıkamıyor musunuz rakibinize hakaret edin, konuyu aynı noktaya getirip laf kalabalığı yapın ve bağırın diyor! Aslında birkaç yıl öncesine kadar ismini bile duymadığımız -bilhassa son yıllarda yıldızı parlayan- birçok gazeteci veya televizyon programı müdaviminin sık sık uyguladığı ve izleyenlerin asabını bozan bir tutum bu. Onlar gibi olun demiyoruz elbette, doğru bir okumayla, rakibinizin, onlar gibilerin size kullandığı/kullanacağı hileleri de bilmeniz, onun silahlarını etkisiz hale getirmek için yol haritası.
[Eristik Diyalektik / Artur Schopenhauer / Çev.: Ülkü Hıncal / Sel Yayıncılık / Felsefe-Mantık]
posted : Tuesday, February 14th, 2012