Doğulu damarlardan fazlasıyla beslenen toplumumuzda “ölüm” önemli bir kavram. Pek çok kültürel miras gibi, ölüm de kendine has ritüelleri olan ve diğer toplumlardan çeşitli farklılıklar gösteren bir mirastır. Örneğin İstanbul’da “ölüm” şehrin içinde, çeşitli yerleşim merkezlerinin arasındadır. Eyüpsultan ve Aşiyan mezarlıkları örneklerinde de olduğu gibi, şehir siluetinde kendine yer bulan bir ebedi istirahatgâh alanı içerisindedir.
Gilles Veinstein’ın yayıma hazırladığı Elâ Güntekin’in çevirdiği Osmanlılar ve Ölüm, tüm insanlığın hayatındaki en önemli duraklardan ve kavramlardan birine, “ölüm”e Osmanlı özelinden bakıyor. Kitabın ismi “Osmanlılar ve Ölüm” adını taşısa da bilhassa Türklerin ölüme dair farklı yaklaşımlarını inceliyor.
Evveliyat ve İzler adını taşıyan ilk bölümde, imparatorluk öncesi; Orta Asya Türk dünyasındaki ritüeller ele alınıyor. Nedim Gürsel de “Yaşar Kemal’in Yapıtlarında Ağıtlar” alt başlığında ölümün sözlü ifadesini inceliyor bu bölümde. Derviş ve Ölüm bölümünde bilhassa evliyalar ve yatırlar kültünü mercek altına alan araştırmacılar Balkanlar’dan Anadolu’ya kadar tüm coğrafyadaki “veli”lerin izini sürüyorlar.
Padişah ve Ölüm adını taşılan üçünü bölümde ise, payitahttaki defin ritüellerinden II. Mehmed’in ölüm törenine, II. Mehmed’den I. Ahmed’e geçen zamanda değişen padişah cenaze törenleri ve Osmanlı’daki idam cezaları anlatılıyor. Son bölümde ise, Cumhuriyet Türkiyesi’nin ölüme bakışını ve imparatorluktan yeni rejime geçişte, ölümün değişimi ele alınıyor. İlber Ortaylı’nın önsözüyle Osmanlılar ve Ölüm, Türk kültüründeki ölüm kavramına bakışın arkeolojik kazısını yapıyor ve Orta Asya’dan günümüz Anadolu’suna ritüellerin değişiminin detaylı haritasını çıkarıyor.
[Osmanlılar ve Ölüm / Ed.: Giles Veinstein / Çev.: Ela Güntekin / İletişim Yayınları / İnceleme - Tarih]