Dünya Gözüyle Futbol - Cogito

Kulaklarda duyma bozukluğuna sebep olan Vuvuzela sesleri, izleyenlerde sinir bozukluğuna sebep olan “yorumcu” yorumları, bahisçilerin sürekli yatan kuponları, bir ay boyunca yüzde yüz başarı gösterip yine de mükellef bir sofraya malzeme olmaktan kurtulamayacak ahtapotuyla bir turnuvayı geride bıraktık. Futbolla doğrudan ilintili olan hiçbir şeyden bahsetmediğimizi fark etmişsinizdir. Çünkü artık dillere pelesenk olmuş “endüstriyel futbol” dünyanın en çok izlenen uluslararası etkinliğini bu hale getirdi. Daha önce de favoriler elenmiş, Kara Kıta’dan bir ülke inci gibi parlamıştı. Daha önce de hakem hataları oyunun kaderini etkilemiş, oyuncular veya antrenörler polemiğe girmişlerdi. Daha önce de final maçları az göllü bitmişti, ancak sanki bunlar ilk defa olmuş gibi tekrarlanıp durdu. İşin “spor” yönünü o kadar unuttuk ki, sponsorların etkisiyle meseleye sadece “eğlendirsinler bizi” diye bakar olduk. Memleketimizden birileri futbolun farklı yönlerini hatırlatmak için bir araya gelmişler neyse ki…

Yapı Kredi Yayınları da üç aylık düşünce dergisi Cogito Yaz 2010 sayısını geride bıraktığımız Dünya Kupası dolayısıyla futbola ayırmış. Yerli ve yabancı toplam 24 “oyuncu”dan oluşan kadrosunda; Kıvanç Koçak’tan David Inglis’e, Tanıl Bora, Osvaldo Soriano’dan Hande Birkalan-Gedik’e, Özgür Dirim Özkan’dan Cevat Çapan’a, Antonio Negri’den Gülengül Altınsay’a pek çok önemli isim yer alıyor. Dünya Kupası vesilesiyle bir araya gelen kadro, futbolun unutulan güzelliklerini, sosyal meselelerdeki kilit konumunu, kadınların ne kadar futbolun içinde olup, ne kadar dışarı itildiğini, Hatice’nin neticeden neden daha güzel olduğunu ele alıyor. Tanıl Bora “Diyarbakırspor” özelinden futbolun etnik yapısını ve yine özellikle Diyarbakır’da neler yapılabileceğine dikkat çekerken, Antonio Negri bütün milliyetçi dönüşümüne rağmen neden Forza Milan diye bağırdığını anlatıyor. Her yazıda futbola özel dikkat yönelteceğiniz sayıda, Tan Morgül ve Turgut Yüksel’in “Futbol İlahi Bir  Tombaladır” yazısı tüm kötülükleri özetlerken, Tunca Arslan “ofsaytta kalan” bir taraftarı aktarıyor: Tribünde not alan, adının Mehmet Şen olduğunu öğreneceğim adamla o sırada yeniden karşılaştım. Gözle görülür biçimde üzgündü. Doğrudan doğruya bana hitaben, “olacak şey mi abi, fark atacağımız takıma yenildik,” diyerek az önce biten maça dair muhabbet etmek istediğini tüm samimiyetiyle belli etti. Cebinden çıkarıp gösterdiği, ricam üzerine bende kalmasına razı olduğu kağıdın iki tarafına notlar almış. Şöyle şeyler yazıyordu: ‘Bunlara bana göre çok fark atarsınız’, ‘Necati Ateş, hertirik yapar, yıldızlaşır’, ‘İki kanat çok zayıf, buradan vurun, sağ kanatı otoban yaparsınız’… Neticede yenilgiden kendisini sorumlu tutuyordu Mehmet Şen, karşılığında tek kuruş para almadığı, bazen eşofman veriyorlar, dediği gönül uğraşını o hafta için gereğince yapamadığı kanaatindeydi.

[Dünya Gözüyle Futbol - Cogito / Kolektif / YKY / Düşünce]

posted : Thursday, July 22nd, 2010